
Hizmetlerim
Bireysel Terapi
Bireysel terapi, kişinin kendi iç dünyasını keşfetmesi, yaşadığı zorlukları anlamlandırması ve hayatına daha sağlıklı bir yön verebilmesi için güçlü bir destektir. Bu süreçte ele alınan başlıca sorunlar şunlardır:
-
Kaygı Bozuklukları: Yoğun endişe, panik ataklar, fobiler ya da günlük hayatı kısıtlayan sürekli kaygı halleri.
-
Stres Yönetimi: İş, okul, özel hayat veya gelecek kaygısı nedeniyle hissedilen tükenmişlik, huzursuzluk ve kontrol kaybı.
-
Öfke Kontrolü: Aniden parlamak, ilişkileri zedeleyen yoğun öfke patlamaları veya bastırılmış öfke ile baş etme güçlüğü.
-
Özgüven ve Özdeğer Sorunları: Yetersizlik hisleri, sürekli onay arayışı, başkalarının düşüncelerine göre hareket etme ve kendi potansiyelini ortaya koyamama.
-
Mükemmeliyetçilik: Hata yapma korkusu, sürekli yüksek standartlar koyma, tatmin olamama ve bunun yarattığı tükenmişlik.
-
Depresif Duygular: Umutsuzluk, keyifsizlik, hayattan zevk alamama, motivasyon kaybı ve isteksizlik.
-
Travmalar ve Zorlayıcı Yaşantılar: Çocukluk travmaları, ilişkisel yaralar, kayıplar ya da kişinin zihninde derin izler bırakan olaylar.
-
Yaşam Dönemlerine Bağlı Sorunlar: Eğitim, iş, evlilik, ayrılık, ebeveynlik veya yaşamın getirdiği önemli karar anlarında yaşanan kararsızlıklar ve uyum zorlukları.
Her bireyin hikâyesi farklıdır. Bu nedenle terapi süreci, kişinin kendine özgü ihtiyaçlarına göre yapılandırılır. Amaç, sadece sorunları anlamak değil; aynı zamanda çözüm üretmek, danışanın kendi gücünü fark etmesini sağlamak ve yaşamına daha dengeli, tatmin edici bir yön kazandırmaktır.
İlişkiler ve Bağlanma
İlişkiler, insan yaşamının en temel ve en belirleyici alanlarından biridir. Hepimiz sevilmek, anlaşılmak ve güvenli bir bağ kurmak isteriz. Ancak geçmiş deneyimler, öğrenilmiş kalıplar ve duygusal yaralar; bugünkü ilişkilerimizi doğrudan etkiler. Çoğu zaman yaşanan sorun yalnızca “ilişkinin kendisinde” değil, bireyin ilişkilere getirdiği duygu ve düşünce dünyasında gizlidir.
Bireysel terapide, danışanların ilişkilerinde tekrar eden döngüleri fark etmelerine, sağlıklı sınırlar koyabilmelerine ve kendilerini ilişkide daha net ifade edebilmelerine destek oluyorum. Bu süreçte ele alınan başlıca konular şunlardır:
-
Bağlanma Tarzları: Güvensiz bağlanma, terk edilme korkusu, aşırı bağımlılık ya da mesafe koyma eğilimi.
-
Güven ve Kıskançlık Sorunları: Sürekli kontrol etme isteği, kaybetme korkusu, ilişkide huzursuzluk yaratan güvensizlikler.
-
Yakınlık ve Sınır Sorunları: Aşırı iç içe geçme ya da duygusal uzaklık; sınır koyamama ya da fazla mesafe bırakma.
-
Ayrılık ve Hayal Kırıklıkları: Ayrılık sonrası yaşanan yoğun boşluk hissi, aldatma veya kırılma deneyimlerinin bıraktığı duygusal yük.
-
Duygusal İhtiyaçları Anlama: İlişkilerde kendi ihtiyaçlarını fark edebilme, bunları sağlıklı bir şekilde dile getirme ve doyuma ulaşma.
Bu çalışmalar sırasında birey yalnızca ilişkideki sorunlarını çözmekle kalmaz; aynı zamanda kendi duygusal ihtiyaçlarını daha net görür, geçmişten getirdiği yükleri anlamlandırır ve daha doyumlu ilişkiler kurabilecek içsel gücü geliştirir.
İlişkilerde bireysel terapi, kişinin kendisiyle kurduğu bağı güçlendirir. Çünkü sağlıklı ilişkilerin temelinde önce kendini tanımak, değerini bilmek ve sınırlarını koruyabilmek vardır. Terapi sürecinde kişi, hem geçmişteki ilişkilerinin izlerini dönüştürür hem de gelecekte daha güvenli, sevgi dolu ve tatmin edici bağlar kurabilmek için gerekli donanımı kazanır.
Ebeveyn Danışmanlığı
Ebeveyn olmak, hayatın en büyük sorumluluklarından biridir. Çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamak, sağlıklı iletişim kurmak ve uygun sınırlar koymak her zaman kolay değildir. Bu hizmet kapsamında:
-
Çocuklarla sağlıklı iletişim kurma
-
Teknoloji ve sosyal medya kullanımı
-
Kaygı, öfke ve davranış sorunlarıyla baş etme
-
Ergenlik dönemindeki zorlukları anlama
-
Aile içinde güvenli sınırlar oluşturma
konularında anne ve babalara rehberlik ediyorum. Amaç, ebeveynliğin daha bilinçli ve huzurlu bir deneyime dönüşmesini sağlamaktır.
Travma ve Zorlayıcı Yaşantılarla Baş Etme
Travma, kişinin yaşamında derin izler bırakan ve çoğu zaman zihinde ve bedende kalıcı etkiler yaratan bir deneyimdir. İster çocuklukta yaşanan duygusal ihmal ya da fiziksel şiddet, ister bir kayıp, kaza, afet ya da ani bir ayrılık olsun; travmatik olaylar bireyin güven duygusunu zedeler ve yaşamla kurduğu bağı kökten değiştirebilir. Travmanın etkileri yalnızca olay anında değil, yıllar sonra da kaygı, kabuslar, bedensel gerginlikler, öfke patlamaları, yoğun suçluluk ya da çaresizlik hissi gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
Bilimsel araştırmalar travmatik yaşantıların beynin işleyişini de değiştirebildiğini ortaya koymaktadır. Özellikle amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks gibi duyguları, hafızayı ve bilişsel kontrolü düzenleyen bölgeler travmanın etkisiyle farklı tepkiler vermeye başlar. Bu nedenle travma yalnızca “geçmişte olmuş bir olay” değildir; zihin ve beden üzerinde canlılığını sürdüren bir deneyimdir.
Terapi sürecinde travmanın doğasını ve yarattığı sonuçları danışanla birlikte ele alıyorum. Bilişsel-davranışçı terapi teknikleri ile travmayı besleyen işlevsiz inançları tanımak ve yeniden yapılandırmak hedeflenirken; duygu odaklı çalışmalar ve farkındalık temelli yaklaşımlar kişinin duygularını güvenli bir şekilde deneyimlemesine olanak tanır. Danışan, travmatik anının tetiklediği yoğun duyguları güvenli bir terapötik bağ içinde yeniden işlemleyerek bu yükün hafiflemesini sağlar.
Travma terapisi aynı zamanda danışanın bedensel tepkilerini de düzenlemeye yöneliktir. Sürekli tetikte olma hali (hipervijilans), uyku sorunları, bedensel ağrılar ya da donakalma tepkileri, travmanın bedendeki uzantılarıdır. Seanslarda beden farkındalığını artıran çalışmalarla, danışanın hem zihinsel hem de fiziksel düzeyde rahatlama yaşaması hedeflenir.
Amaç yalnızca geçmişin yüklerini hafifletmek değil; danışanın bugünle daha sağlıklı bir bağ kurabilmesi, geleceğini yeniden güven ve umutla inşa edebilmesidir. Bu süreçte danışan, kendi içsel gücünü keşfeder, kırılganlıklarının yanında dayanıklılığını da görür ve yaşamını daha özgür, daha dengeli bir şekilde sürdürmeye başlar.
Kaygı ve Stres Yönetimi
Kaygı ve stres, modern yaşamın en sık karşılaşılan sorunlarının başında gelir. Günlük hayatta çoğu zaman “olağan” kabul edilseler de, kontrol edilemediklerinde kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürürler. Bitmeyen düşünceler, gelecek kaygısı, bedensel gerginlik, uyku problemleri, dikkat dağınıklığı ve sürekli huzursuzluk hali; kaygı ve stresin en sık görülen yansımalarıdır. Zamanla bu durum, kişinin hem ruhsal hem de bedensel sağlığını olumsuz etkiler, ilişkilerini zedeler ve işlevselliğini azaltır.
Bu alanda sunduğum terapi desteğinde; öncelikle kaygı ve stresin doğasını, hangi düşüncelerle tetiklendiğini ve vücutta nasıl bir döngüye dönüştüğünü birlikte ele alıyoruz. Bilişsel-davranışçı teknikler aracılığıyla danışanlarımın kaygılarını besleyen otomatik düşüncelerini tanımalarını sağlıyor, bunların yerine daha işlevsel düşünce kalıpları geliştirmelerine yardımcı oluyorum. Farkındalık ve nefes odaklı çalışmalar ile kişinin zihnini anda tutması, bedensel gerginliğini azaltması ve stres karşısında daha dayanıklı hale gelmesi hedefleniyor.
Seanslarda ayrıca danışanın günlük yaşamında karşılaştığı stres kaynaklarını düzenlemesine, zaman yönetimini daha verimli kullanmasına ve kendi sınırlarını koruyabilmesine odaklanıyoruz. Kaygı ve stres yönetiminde amaç yalnızca semptomları hafifletmek değil; kişinin kendi hayatında kalıcı bir denge kurmasını, kriz anlarında kontrolü elinde tutabilmesini ve içsel gücünü yeniden keşfetmesini sağlamaktır.
Sonuç olarak, terapi süreciyle birlikte danışan; düşüncelerini daha net fark eder, bedensel ve duygusal tepkilerini kontrol etmeyi öğrenir, hayatını daha huzurlu ve tatmin edici bir şekilde sürdürmeye başlar.
Kişisel Gelişim ve Yaşam Desteği
Terapi yalnızca sorunları geride bırakmak için değil, aynı zamanda kişinin kendi potansiyelini keşfetmesi, yaşamına yeni bir yön vermesi ve daha doyumlu bir hayat inşa etmesi için güçlü bir süreçtir. Bu çalışmalarda birey, kendini daha derinlemesine tanır, yaşamını hangi değerler üzerine kurmak istediğini netleştirir ve içsel kapasitesini geliştirme fırsatı bulur.
Seanslarda kişinin düşünce, duygu ve davranış döngüleri ele alınır; kendisine zarar veren tekrarlar, sınırlayıcı inançlar ve engelleyici alışkanlıklar ortaya çıkarılır. Bu sayede danışan, kendi yaşamında hangi dinamikleri dönüştürmesi gerektiğini açıkça görür. Geliştirdiği yeni bakış açılarıyla, hem kendisiyle hem de çevresiyle daha sağlıklı bir ilişki kurar.
Bu süreçte kullanılan yöntemler, danışanın öz güvenini artırmasına, kararlarını daha bilinçli almasına, yaşam hedeflerini belirlemesine ve içsel dengesini kurmasına destek olur. Kişi, geçmişin yüklerinden sıyrılarak geleceğine daha sağlam adımlarla yürür; hayatına anlam, güç ve süreklilik katar.
Kişisel gelişim çalışmaları yalnızca bireyin kendisini değil, sosyal ilişkilerini, iş hayatını ve aile bağlarını da olumlu yönde etkiler. Kendini daha iyi tanıyan ve duygularını sağlıklı şekilde ifade edebilen kişi, hem özel yaşamında hem de profesyonel alanlarda daha doyurucu ilişkiler kurar.
Sonuç olarak, bu hizmet danışana yalnızca sorunları çözme değil, aynı zamanda yaşamını yeniden şekillendirme, potansiyelini açığa çıkarma ve hayatına kalıcı bir güç kazandırma imkânı sunar.
